“İKRAH” ETMEK KAVRAMI

Yazan: Kültegin Ögel

Bazı insanlar bir dönem çok sevdikleri alkol veya maddeye karşı zamanla ikrah, yani güçlü bir tiksinme geliştirebiliyorlar. Bunun tek bir mekanizması yoktur, birkaç farklı süreç birlikte işler.

Karşı koşullama (aversive conditioning)
Belki en bilinen mekanizma budur. Kişi yıllarca alkol=rahatlama veya madde=keyif eşleşmesi yaşarken, zamanla şu eşleşmeler oluşabilir: alkol=kusma, alkol=yoğun pişmanlık, alkol=aile kaybı, alkol=sağlık sorunları. Beyin ödül çağrışımından çok ceza çağrışımını öğrenmeye başlar. Bir noktadan sonra kişi "Kokusu bile midemi bulandırıyor" demeye başlayabilir.

Teşvik duyarlılığı modelinin ters yüzü
Bağımlılık sırasında kişi maddeyi istemeye devam eder ama ondan aldığı haz azalır. Yani istek artar ama hoşlanma azalır. Bir süre sonra bazı kişilerde istek de düşmeye başlayabilir. Bu durumda "Artık keyif de vermiyor, sadece zarar veriyor" algısı güçlenir ve ikrah hissi ortaya çıkabilir.

Kimlik değişimi
Özellikle uzun süreli iyileşmede çok görülen bir durumdur. Kişi artık kendisini "içen biri" veya "kullanan biri" olarak değil; baba, anne, profesyonel, sporcu, iyileşen bir birey olarak görmeye başlar. Bu durumda madde sadece zararlı değil, aynı zamanda "Benim artık olmak istemediğim şeyi temsil ediyor" haline gelir. Buradaki ikrah biraz ahlaki ve kimlik temellidir.

Duygusal hafızanın değişmesi
Travmatik anılar burada önemlidir. Bazı kişiler için alkol-madde yoğun utanç, kayıp, ölüm, hastane yatışları ve çocuklarından uzak kalma gibi deneyimlerle bağlantılı hale gelir. Madde görüldüğünde sadece kimyasal değil, bu anılar da aktive olur.

Nörobiyolojik değişimler
Uzun süreli kullanım sonrası bazı kişilerde alkolün kokusu, sigara dumanı, belirli maddelerin görüntüsü doğrudan bulantı, huzursuzluk veya kaçınma tepkileri oluşturabilir. Bu kısmen öğrenilmiş, kısmen de fizyolojik bir süreçtir. Örneğin disülfiram kullanan kişilerde görülen koşullanmış kaçınma buna benzer.

İyileşme topluluklarında görülen "değer temelli ikrah"
Başlangıçta kişi maddeyi bırakmak için mücadele eder. Yıllar sonra ise "Maddeyi özlemiyorum bile" hatta "Nasıl o hayatı yaşayabilmişim anlamıyorum" demeye başlar. Burada ikrah yalnızca maddeden değil, eski yaşam tarzından da kaynaklanır.

Her iyileşen kişide ikrah gelişmez. Bazıları hayat boyu "İçmek isterdim ama içmiyorum" çizgisinde kalır. Bazıları ise "İçkiyi düşününce bile istemiyorum" noktasına gelir. Yani ikrah, iyileşmenin zorunlu bir bileşeni değildir. Hatta bazı modellerde (özellikle motivasyonel görüşme ve kabul temelli yaklaşımlarda) amaç ikrah yaratmak değil, kişinin değerleri doğrultusunda seçim yapabilmesini sağlamaktır.
 

bağımlılıkta self-medikasyon teorisi

bağımlılıkta self-medikasyon teorisi

İkrah etmek!

ikrah-etmek.html